5 Haziran 2020 - Cuma
Son Yazılar

Mücmel Lafzın Akıbeti

Söyleyeni tarafından kastedilen açıklanmadıkça manasındaki kapalılık kalkmayan lafızlara “mücmel” deniliyor. Kitap ve Sünnet’te bulunan mücmel lafızlar ile ne kastedildiği yine Kitap ve Sünnet tarafından beyan edilmedikçe, “amennâ ve saddaknâ” demekten öteye geçmemiz mümkün değil. Bu süreçte bizden istenen tabiri caizse ikinci emre kadar beklememiz ve açıklama geldiğinde de kastedilen yükümlülüğü yerine getirmemiz. İhmal etmeden söyleyelim, Kitap ve Sünnet’teki bu türden olan tüm lafızlar Hz. Peygamber vefat etmeden beyana kavuşmuştur.

Ancak şu var ki yapılan her beyan aynı derecede değildir. Kimisi mücmelde bulunan kapalılığı tamamen ortadan kaldırmaya yeterken, kimisi de nisbeten kaldırsa da geride hala vuzuha kavusmamış noktalar bırakmaktadır. İlki beyânı-şâfî, ikincisi ise beyan-ı gayr-i şâfî olarak isimlendirilir.

Örneğin; birer mücmel olan “salât ve zekât” lafızları Hz. Peygamber tarafından şüpheye mahal vermeyecek şekilde beyan edilmiş ancak diğer bir mücmel olan “ribâ” lafzı ise, altı kalem malın (altın, gümüş, buğday, arpa, hurma, tuz) hemcinsleriyle değiş tokuşunda fazlalığın ve vadenin ribâ olacağını bildiren hadisle nisbeten açıklansa dahi zihinlerde “ribâ sadece bu altı kalem mala mı özgüdür, yoksa bunlar dışındaki mallarda da olabilir mi? Eğer başka malların satışında da ribâ oluyorsa onu haram kılan illet nedir?” gibi sorular hala varlığını korumaktadır. Ancak nisbeten de olsa mücmel açıklandığı için bundan sonrasını çözmek müçtehitlere kalmış, onlar da içtihat neticesinde ribânın illetini tesbit edip meseleyi aydınlatmışlardır.

Arife işaret yeter kabilinden kısmî olarak beyan edilen mücmel lafızlar, kapalılıkta bir aşağı derece olan müşkil seviyesine inerler.

Hakkında yeterince açıklama yapılan mücmel lafızlara gelince beyanın kat’î ya da zannî olmasına göre farklı değerlendirilirler. “Salât ve zekât” örneklerinde olduğu gibi beyan kat’î ise mücmel artık müfesser olarak isimlendirilir. Başın meshi ilgili ayette mücmel olan mesh miktarı ise zannî bir delil olan haber-i vâhidle beyan edildiği için “vemsehû bı ruûsikum” müevvel olmaya dönmüştür.

Toparlayacak olursak beyan öncesinde mücmel olan lafızlar, daha sonra beyanın durumuna göre müfesser, müevvel ya da müşkil olarak isimlendirilirler…

- Yazar -

Ercan CİVELEK

  Ercan CİVELEK

Ercan CİVELEK

Bir cevap yazın